AS Yapı Y.K. Başkanı Haluk Sert yazdı:”Hangi Binalarda Yaşam Arıyoruz.”

16 Ekim 2017 - 14:05 'de eklendi ve 53 views kez görüntülendi.
resim

Hangi Binalarda Yaşam Arıyoruz.

Sürdürülebilirlik; çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığı içinde, daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram çevreden sağlığa, yapı sektöründen ulaştırmaya yaşam içerisinde nitelik ve kalite aradığımız tüm süreçlere yerleşmiş bir durumda.

Günümüzde bilim ve teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişmeler ışığında, yapı teknolojilerinde de sürdürülebilirlik kavramı nitelikli binaların gelişimi ve çoğalması için öncülük görevinde. Çarpık kentleşme ve öngörülemeyen düzeydeki hızlı yapılaşma, yaşanabilir alanları kısıtlarken, depremsel dönüşüme doğru yeni yol haritalarının belirlendiği bu günlerde “nitelikli konut” çok tartışılan kavramlardan biri olarak karşımızda.

Türkiye’de nitelikli konut sorunu yaşandığı hepimizin bildiği bir gerçek. Peki nedir nitelikli konut? Örneğin salt anlamda sağlam bina demek değildir. Yalnızca çağdaş mühendislik yöntemlerinin uygulanması da bir konutu nitelikli kılabilir mi?

Yaşanabilirlik yönünden çevresiyle bütünlük ve uygunluk içinde olan, enerji verimliliği sağlayan ve doğaya uyumlu yapı teknolojilerinin kullanıldığı konutlar, nitelikli konutlar kapsamında değerlendirilir.

Mimari açıdan nitelikli yapı stoğunda, yapılan binaların doğayla uyum içinde oluşu ve ekonomik boyutta sürdürülebilir kılınması önemli etmenlerden biridir. Binaların tasarım süreçlerinde, doğal kaynakların tasarruflu kullanılması bilinci yaygınlaşırken, yapıların işlevsel ihtiyaçlarının ekonomik sürdürülebilirlikte olması görüşü de hakim olmaktadır.

Nitelikli bina herkesin yaşayabilmesine olanak tanıyan binadır. Birey yaşamını kolaylıklar üzerine kurduğundan, bir binada en önemli alan yerleşim planındaki samimiyettir.

Mimarların kabuktan başlayan proje tasarımları, zaman zaman yapıları çıkmaza sürüklemekte ve yaşam alanlarında kullanıcılar için kısıtlar yaratmaktadır. Dolayısıyla, iç yerleşim planı ve bu eksendeki malzeme seçimi binaları yaşanabilir kılan önemli bir ölçüttür.

Yapı malzemeleri seçiminde ise ekonomik bağlam, binanın kendine yeten bir performansa geçmesiyle paraleldir. Sürdürülebilir yapıların yatırımları ve planlamalarında enerji ve malzeme ekonomisini yürütenlerin bu konudaki hassasiyetleri yıldan yıla artmaktadır.

Nitelikli binalarda kullanılan malzemelerin bizlerle yaş ve nefes alan malzemeler olması sebebiyle, planlanan hizmet ömürlerini göz önünde tutularak malzeme seçiminin yapılması öncelikli konulardan biridir.

Nitelikli binalarda dayanıklılık bir diğer önemli unsurdur. Bir binanın dayanıklı olarak kabul edilebilmesi için bulunduğu bölgenin deprem gerekliliklerine göre zemin etüdünün yapılmış olması, su ve ses izolasyonunun tamamlanmış ve projeye uygunluk denetiminin yapılmış olması elzemdir.

İyi bir binanın ana taşıyıcı özelliklerinden biri de enerji verimliliği üzerinedir. Kendi kapasitesi içinde, sonsuz olmayan bir enerji kaynağını kullanan yapılar belli bir süreden sonra kendine yetememeye başlar. Yeni nesil binalarda geliştirilen akıllı bina üniteleri ile bu azaltılmaya çalışılsa da hala bu kapsamda katedecegimiz çok yolumuz var.

Yukarıda saydıklarımız ışığında, bina tasarım sürecinde yapı denetimi de karşımıza çıkan önemli bir etaptır. Sadece inşaat hatalarını azaltmakla uğraşan veya enerji kaybını önlemeye çalışan denetimin yeterli gelmediğini gözlemledik. 1999 Marmara Depreminden sonra çıkan inşaat deprem yönetmeliği, bu konuda sıkı bir denetimin de gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Serbest denetim firmaları ve belediyelerin üstlendiği görev maalesef ki işlevini sürdürmekte zorlanıyor. Daha dayanıklı, sürdürülebilir ve nitelikli yapılar elde etmek için kamusal politikalarla denetleme sürecinde ortak hareket büyük rol oynuyor.

İstanbul’da yeni yapılan pek çok proje bu çerçevede nitelikli olarak adlandırılırken yaşam alanı sunma noktasında noksanlıklar içeriyor. Bu da gördüğümüz bitmiş binaların neden boş kaldığına dair özet bir yorum olarak aktarılabilir.

Doğaya duyarlı, her kapsamda izolasyonu yapılmış, nefes alan, sosyal alt yapısı ve temel güvenlik koşulları oluşturulmuş, iç uygulamalarda da kaliteli yapı malzemesi kullanılan binaları bizler terk etmek istemeyiz.

Sonuç olarak, nitelikli yapı kültürünün süreç içinde kentlere sağladığı kimlik, toplumun kendisini nasıl gördüğü ile ilgilidir.

 

Haluk SERT

 

Kaynak: Sır Haber